time to spare
yetecek kadar (fazladan) zaman, vaktinde varmak için pay
extra time available before you need to be somewhere or do something
extra time available before something needs to happen
Örnek cümleler
Please don't worry, you still have twenty minutes. If you walk at a normal pace, you'll arrive with time to spare.
Lütfen endişelenmeyin, hâlâ yirmi dakikanız var. Normal hızda yürürseniz, zamanınız kalarak varırsınız.
If you check in online beforehand, you'll usually reach the boarding gate with time to spare.
Önceden online check-in yaparsanız, genellikle biniş kapısına vaktiniz kalarak ulaşırsınız.
Kapı ve Biniş